Fotoğraf, Kuantum sıçrar belki kullanıcısından 1 yorumla yeniden blogladı
Ne zaman gece olsa ,çekilse tüm insanlar evlerine
Kimsesiz kalıyordum hayatın ortasında
Gülen sahte yüzümü asıyordum kapının arkasına
Yarısı çiğnenmiş bir aşk bakıyordu aynada
Bir katil sırtımda canımı yakarken
Hep geceleyin ölüyordum ben
Görmüyordu kimse acıdan morarmış buzdan bedenimi
İhanetin ,kiralık bir katil gibi peşimde
Öldürse tek kurşunda… ama işkenceye meyilli
Hiç sevmemiş ,yalanmış sevişmelerimiz
Ellerimde dünden kalma sancının saç telleri
Zaman penceremden uçup gitti.
Tüm yıldızlar dökülüyordu sanki ve zifir bir korku saplanıyordu yalnızlığıma
Ne şiirler ne de şarkılar
Hiçbiri söküp atamıyordu yüreğime bulanan koyu siyah lekeyi
Hastalıklı sapkın bir ruhla içerken kandan şarapları
Unutmak için yazdığım her satır diriliyordu beyaz kağıtlardan
Ağrıdan şişmiş gözlerimle zamana bakıyordum
ihanetine ilerliyordu akreple yelkovan
Payıma düşenle kalakalıyordum her gece
Başka kollarda soluklanırken sevgili
Yudum yudum içiyordum aşkımı
Adım adım ilerlerken ölüm öyle yakın
Adım adım sadece senin adın
Kaynak: firatkayimtu
Yüzün bir zambak türüydü ay tarlasında, ay annendi farkında değildi komşularınDudağının kenarından dökülen masumiyeti yüzyılın oyuncakları hiçe saydı ses etmedin
Kokuyu inkâr eden naylon ovalar ve cüzdanlarca insan
Sana dokundular tırnaklarıyla.
Madalyalarından yaptığın altın şehir üstüne çökünce
Bahçendeki huzursuz çölün uğultusu kulaklarını sağır etti
Duymaz oldu kalbine yapışan kalın et; içinden onur akan kanalların gürültüsünde
Duymamak iyi bir sanattır belalım kötülük pazarında
İyi sanatçılar sonradan ölür, bunun felsefeyle hiçbir ilgisi yok inan
Tamamen dayak yemiş savunmasız bir gerçektir.
Lütfen.
Kulaklarımdan kan akıyor. Sonra senin o tek katlı müstakil hikâyenin
Bana akan penceresinden kırılmış sözcüklerin ucu kalem olup arık çiziyor ödüllerimin kıyısına
Birbirimizi öldürdüğümüz yere üst üste kırk iki nokta koyuyor ağzındaki sadakatsiz kılıç:
Ne kraldı tanrılar satılık evler tezgâhında. İncinmiş kuklalar; içi his dolu, bacalarca insan.
Sallanıyorum hiçliğinden.
Karınca çadırına süzülen sözsüz rüzgâr, kekeme olmuş uhrevi müzik
Adım geçiyor yanımdan benle küs. Belirsiz sonlar ustası;
Mermisine ihanet etmiş boş kovanın içini hayatla dolduran haklılık
Anlam ağacından düşmeyi bekleyen ele geçirilmiş meyve sentetik bir duayla ruhuma üfleyince
Meyvenin intiharından toprağa akan öz su, çürümenin insanın içindeki kurtçukla ilgisi belalım
Gökyüzünün çişi ve iyilik saklanan raflardaki tozun güç birliğinden, çamurlarca insan.
İpe tutunan deniz.
Saçların uzayınca yüreğine yengeçleri konuk ettin
Beni köpekçe şair yaptılar ruhun bile duymadı
Sonra ameliyatla insan oldum yeniden
Bu kez de üzgün bir uyku bana rüya örüyor küflü bir örümcekle
Kendimi ihbar ettim cinayet planlarına kızıp
Ke(n)dimi topluma verdim
Toplum arabayla üstünden geçip boynunu kırdı
Bütün ke(n)di olmayanlar havladı. O kadar gerçek öldüm ki
Seni unuttuğuma hiçbir heykel inanmadı.
Bir son ver buna artık.
Yazduğum bütün o adına e-dibiyat dediğim sosyal içerikli başarısız metin’leri
Nasıl olup da önünde sonunda getirip sana düğümlediğimi anlayamadan öleceğim; ip dansı.
Ve gördüm ki hepimiz siyaset biliminin bir parçasıyız; hırsın yüze takılan parıltılı maskesi.
En iyisi biz dost kalalım belalım tek heceli bir salıncakta, yakinen uzaklaşalım tenden
Dost; tek heceli olduğuna aldanma, dört tane harfi var
Sonra belki kasabaya bir yabancı gelir, aşkı ona devrederiz.
Metin Akdeniz
Bağlantı, Miss Spiritual Tramp kullanıcısından 20 yorumla yeniden blogladı
Yürürken yere bakıyorum. Topraktan sıcak geliyor. Sağdan, soldan, yukarıdan, aşağıdan sıcak geliyor. İki tane ayak önümden yürüyor, çok tanıdık, takip ediyorum. Ben yaklaştıkça uzaklaşıyor. Sıcak bir anda kalbimi yakıyor. Bu yaklaşık bir salise sürüyor.
Günün başka bir yerindeyiz. Bir nefes…
Kaynak: missspiritualtramp
Alıntı, Miss Spiritual Tramp kullanıcısından 29 yorumla yeniden blogladı
hayır, insan çözemez
kendi yüreğinin sırrını.
ama doğduğum yerde
çiçeklerin kokusu
hiç değişmedi.
Kaynak: leventkazak
Fotoğraf, It's B. kullanıcısından yeniden blogladı
tekrar gelsen bana bir esinti gibi belli belirsiz
Kaynak: Flickr / lilylove
gözlerimi kapatıyorum sana …
yumulu gözkapaklarımın içinde,
yüzün gitmiyor perdelerimden .
sonra açıyorum öylece,sanki yeşillere dalıyor gözlerim…
denizde kumda seni arıyor .
gömüyorum sonra kalbini ,kalbime daha da yük olmasın diye.
gitmek için erken olan bir günde gittin.
ve ardında bıraktıgın aslında hiç bilmediğin bir bendi.
gerçeğini görememekten yakındın .
gerçeğini hiç görmek istemedin oysa ,orada öylece duruyordum .
gözkapaklarımın içindeki sen gibi, saf iyi ve temiz .peki ya sen ?
gerçeğin saf iyi ve temiz mi hala ?
değilsin!
belkide bana karşı hiç olmadın.
hala bilmiyorum sanıyorsun ,
biliyorum gerçeği ;
gidişinin beraberinde getirdiklerini
MFÖ - Bu Sabah Yağmur Var İstanbul’da -
şarkılarda düşünmek seni bana getirmez ki … seni bana getirmez ki
Kaynak: youtube.com
Bu Sabah
Bu sabah değişik olmalıydı.
Sana uyanmamalıydım mesela ..
Ya da kafamda dayanılmaz düşünceler olmamalıydı.
Hala bende uzaktasın .
Sesini özledim.
O kadar… .
2 sayfadan 1. sayfa